Az önce mâlum sosyallik ağı feysbuk’ta gezerken bir arkadaşımın fotoğrafları arasında bir ayrıntı dikkatimi çekti. Onca zamandır onca alışveriş merkezine gittim, defalarca katlar arasında dolaştım, ama hiç yürüyen merdiveni kullanırken tepesindeki yansıyan kısımdan kendi fotoğrafımı çekmek gelmedi aklıma… Evet! Ben de istiyorum bir alışveriş merkezinde yürüyen merdiveni kullanırken kendi yansımamın fotoğrafını çekmeyi… Read the rest of this entry »
Geçen sabah yurt danışmasının yaptığı, bana telefon geldiğini, danışmaya gitmem gerektiğini belirten anons ile uyandım. Yatağımdan kalktım, terliklerimi sürüyerek danışmaya gittim. Aklımdan “kim bu acaba, püff” diye geçiriyordum. Danışmaya gittiğimde bana uzatılan ahizeyi aldım ve pek bir gönülsüzce “efendim” dedim. Hattın diğer ucunda (:P) sabah sabah pür neşe, hoş sesli bir finans bank personeli vardı. Merhabalaştık. Konunun ne olduğunu merak ettim bir an. Sonra “nasılsınız?” dedi yine sevecen sesiyle. Anlayamadım, ya da anladım da afalladım, bilmiyorum. “Efendim?” dedim. Yineledi, “nasılsınız??“. Sabahın köründe anonsla uyandırılmış mıyım, kredi kartı borcum mu varmış, aç mıymışım, tok muymuşum; unuttum gitti. Teşekkür ettim, soruları cevapladım ve telefonu kapatıp odama döndüm. Gerçekten takdir ettim. Teşekkürler Finans Bank!
Bir süre önce yazılara uygunsuz içerikli yorumlar geldiğini fark edip, yorumları ‘modere‘ etme kararı aldım. An itibariyle hiçbir yorum onay görmeden yayınlanmıyor. Geçenlerde bir yorum geldi ki, ‘koptum‘ ( normalde bu deyişi hiç kullanmam, o derece ‘kopardı‘ yani…). Bildiğiniz üzere yorum yaparken isim kısmını istediğiniz şekilde doldurabiliyorsunuz. Yani ‘fake yorum‘ yazmak o kadar da zor bir şey değil. Tipin teki, gelmiş, isim kısmına hsa2 yazmak suretiyle, “bilmem nerde, bilmem kaçta mastering physics’i protesto etmek için yürüyüş yapıyoruz” gibi bir yorum yazmaya çalışmış, hem de bilgisayar lab’ından girip yapmış bunu. Cesarete bakar mısınız?! “Ulan zekâsız, bilgi işleme veririm ip’ni; tutuşur bir yerlerin” derler adama… Hadi bunu geçtim, ne tür bir karaktersiz gelip de benim adıma yorum yazmaya çalışır?? Hem de benim yorumları görüp, kontrol edebildiğimi bile bile?? Neyse neyse… Güldüm ben sadece, siz de gülün bu kendisine sıfat ararken zorlandığım, anlatırken sözcüklerin kifayetsiz kaldığı, ama layıkıyla ‘aciz‘ vasfını üstlenen bu arkadaşa… Selam olsun…
Bir çok defa olumsuz eleştirildiğini duymuştum Can Dündar yapımı “Mustafa” filminin. Dün merakıma daha fazla direnemedim ve calculus dersini ekip (
) sinemaya gittim. Patlamış mısırımı elime alıp o eleştirilen kısımların gelmesini bekledim. Ama gelmedi bir türlü
Film, kaldırılabilecek düzeyde gerçeği yansıtıyor diyebilirim. Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatını layıkıyla gösteren, alkışı hakeden bir film olmuş bence. İzleyip izlememek konusunda tereddütleri olanlar varsa, burdan sesleniyorum, kesinlikle izleyin!
Herkesin bir açıklama beklediğinin farkında olduğumdan, daha fazla bekletmeyip bu açıklamayı yapayım artık dedim. Pek çoklarının tahmin ettiği üzere, PHYS 105 dersi koordinatörü Mustafa Özbakan hoca tarafından enselendim
Kendisiyle gidip görüştüğümde gördüm ki, durum yanlış anlaşılmış. MasteringPhysics assignment’larının cevaplarını yayınlamaktaki amacım, diğer öğrencilerin ödev yapmaksızın, salt kopya çekerek cevapları geçirmesini sağlamak değil; bir nevi yardımcı olup, katkıda bulunmaktı. Biraz daha açıklamak gerekirse; yayınladığım dosyalar python adı verilen bir ‘scripting language‘ ile hazırlanmış olup, programın hangi adımlarda ne işlemlerin yapıldığının görülmesine olanak sağlar. Gerek burda, yazılar altında usturupsuz yorum yapanlar, gerekse beni sevgili Özbakan hocama ispiyonlayanlar yanlış anlamışlar, bunu belirteyim. Bu yüzden eğer ders koordinatörü hocam da uygun görürse bundan sonra bu yardım girişimini farklı bir boyuta taşımayı planlıyorum. Çözümleri daha net anlaşılabilecek bir şekilde yayınlayıp, istifade edenlerin yalnızca ‘ödev yapma‘larını değil, çözümü anlayabilmelerini gâye edineceğim. İnanır mısınız, anlamayanlara kampüsün dört bir yanında ‘masteringphysics help masaları‘nda destek vermeyi bile planlıyorum! Daha neler… Abartmayalım, yok öyle bir şey tabii.
Bu çalışma bu hafta sekteye uğrayabilir tabii, takdir edersiniz, vize falan…
Eğer bir sunucuyla sürekli haşır neşirseniz, her login için şifreyi tekrar girmek sinir bozucu olabiliyor. Ancak sunucuya bir kere kendinizi tanıtıp, sonraki girişlerde şifre istememesini sağlayabilirsiniz. Bunun için önce kendi makinemizde şunları yapıyoruz:
ssh-keygen -t dsa
komutunu veriyoruz.
Generating public/private dsa key pair.
Enter file in which to save the key (/home/hsa2/.ssh/id_dsa):
Enter’layıp geçiyoruz.
Enter passphrase (empty for no passphrase):
Yine enter’layıp geçiyoruz.
Enter same passphrase again:
Yine, yeniden enter.
key fingerprint is:
6f:c5:86:c7:67:69:02:1a:e4:a9:20:e6:16:13:5d:e5 hsa2@difuzyon
Artık kendimizi tanıttığımız dosyayı oluşturduk, şimdi bunu bağlantı kurarken kendimizi tanıtmak istediğimiz sunucuya göndereceğiz. Bunun için şu komutu veriyoruz:
ssh-copy-id -i ~/.ssh/id_dsa.pub kullanıcı@sunucu
Burdaki ‘kullanıcı’ ve ’sunucu’ değişkenleri bağlanılacak sunucuya göre değiştirilecek tabii.
Bu komutu verdiğinizde son bir kez olmak üzere şifremizi soracak, şifremizi girip onayladığımızda bundan sonraki girişlerde sistem bizi tanıyıp giriş yapmamıza şifre sormadan izin verecek.
EoF
Uzunca bir süredir uğraşıp da bir türlü üstesinden gelemediğim *.mp3, *.wav formatındaki dosyaları zil sesi olarak ayarlama hadisesinin çok basit bir çözümü olduğunu keşfedince yazayım da, başkaları da benim gibi yana döne aramasın dedim.
Aslında bu yöntem pekâlâ farklı formatlar için de geçerli olabilir. Ancak denediğim formatlar mp3 ve wav. Zil sesi - ya da mesaj tonu da olur - olarak ayarlamak istediğiniz dosyayı /Application Data/Sounds/ dizinine attıktan sonra şu yolu izliyoruz:
Start ( Başlat ) -> Settings ( Ayarlar ) -> Sounds ( Sesler )
Bahsettiğim dizine attığımız dosyayı burdan ayarlıyoruz. Eğer formatla ilgili sorun yaşarsanız, mp3 ya da wav’a dönüştürmek için Total Video Converter yazılımını önerebilirim.
Daha sezonu yeni açtık derken, 9 günlük bayram tatili ile erken pit-stop gördük
An itibariyle hâlâ Ankara’da, naçizane yurdumda olmama karşın ilk fırsatta Konya’ya kaçacağım elbet! Ne de olsa bu şehrin çok da bir anlamı kalmadı gidenlerin ardından el salladıktan sonra…
Zaten çok sık yazmıyordum bu aralar, o yüzden sanmıyorum ki eksikliğim hissedilsin. Bildiğiniz üzere Konya’da orda burda bulduğum kablosuz internetlerden ibaret benim için ’sanallık’ kavramı
İyi olacak iyi, hem bu hasta hâlimle kendimi evdekilerin şefkâtli kollarına bırakmayı planlıyorum
Onun haricinde yapacağım bir şey de yok hani, biraz bayram, biraz şeker, hepsi o
Şimdiden sevdiklerinizle sağlıklı ve mutlu geçireceğiniz bir bayram dilerim…

